Assos Kervansaray Otel, Behramkale: Buraya Kervan Geldi mi?

Assos Kervansaray Otel, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, Behramkale köyünün deniz kıyısındaki iskelesinde yer alan taş bir otel. Otelin kendi tarihçesine göre bina 1880’li yıllarda meşe palamudu deposu olarak kullanılıyordu, 1987’de restore edilip otele dönüştürüldü ve kervansaray adını o zaman aldı. Bugün de otel olarak hizmet veriyor.

Instagram’da bu oteli “Adı Kervansaray. Buraya hiç kervan gelmedi.” diye anlatmıştım. Bu yazı aynı hikayenin kaynaklarıyla birlikte uzun hali.

Assos Kervansaray Otel bir kervansaray mıydı?

Hayır, bina bir kervansaray olarak kullanılmadı. Otelin kendi tarihçesi yapının 1880’li yıllarda palamut meşesi deposu olarak kullanıldığını, 1987’de restore edilerek otel halini aldığını ve kervansaray adını bu restorasyondan sonra aldığını yazıyor. Adın neden seçildiğine dair bir açıklama yok.

Binanın tam yapım yılını gösteren bir belgeye ulaşamadım. Elimizdeki tarih, otelin depo kullanımı için verdiği 1880’li yıllar. Restorasyon yılı için de kullandığım tek kaynak otelin kendi tarihçesi, bu yüzden 1987 tarihini o kaynağa bağlı olarak veriyorum.

Instagram’daki “hiç kervan gelmedi” cümlesini bu yazıda biraz düzeltmem gerekiyor. Oğuz Koçyiğit’in 2017’de TÜBA-KED’de yayımlanan makalesine göre Assos iskelesine palamut develerle taşınıyor, gemilere yüklenmeden önce buradaki depolarda bekletiliyordu. Yani bina kervansaray değildi, ama iskeleye yük taşıyan develer geliyordu.

Behramkale iskelesindeki depolarda ne saklanıyordu?

Meşe palamudu saklanıyordu. Koçyiğit, eski gravürlerden ve 20. yüzyılın başında Assos’ta kazı yapan Amerikalı ekibin fotoğraflarından limanın nasıl işlediğinin anlaşılabildiğini yazıyor. Bu görüntülere göre limanda dört beş bina vardı ve palamut gemiye yüklenmeden önce bu binalarda depolanıyordu.

Aynı makale, bölgedeki palamut depolarının genelde dörtgen planlı, taş duvarlı ve makaslı kırma çatılı yapılar olduğunu söylüyor. Assos iskelesindeki depoların çoğu bugün otel ve benzeri turistik işletme olarak kullanılıyor. Odunluk İskelesi, Kösedere ve Tavaklı’daki benzer yapılar ise makaleye göre terk edilmiş durumda ve yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Limanın palamut ticaretindeki yeri başka bir kaynakta da geçiyor. Assos’un UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki dosyası, limanı meşe palamudu ürünlerinin ticaretinde önemli bir liman olarak anıyor.

Meşe palamudu neden bu kadar değerliydi?

Çünkü palamudun kadehi, yani meyveyi saran şapka biçimli kısmı, deri tabaklamada ve boyacılıkta kullanılan tanen bakımından zengin. Aysun Sarıbey Haykıran ve Fatma Özlem Güren’in 2023 tarihli makalesine göre kadehteki yüksek tanen oranı palamudu tabaklama, boyama ve ilaç yapımında aranan bir hammadde yapıyordu. Makale, palamudun deriyi güçlendirdiğini, su geçirmez hale getirdiğini ve yumuşak tuttuğunu da aktarıyor.

Koçyiğit’in makalesi Çanakkale özelinde iki bilgi daha veriyor. Palamut dericilikte ve halı, kilim boyamada kullanılıyordu. Çanakkale’nin palamut ticareti de İstanbul ve İzmir’den sonra gelen büyük bir hacme sahipti.

Bu ticaretin sonunu yapay boyalar getirdi. Koçyiğit’e göre suni boyaların bulunmasıyla palamut ve palamut ticareti değerini yitirdi, depolar da işlevsiz kaldı.

Sarkofag kelimesi Assos’tan mı geliyor?

Romalı yazar Plinius’a göre sarkofag adı verilen taş Assos’ta çıkıyordu. Plinius, Naturalis Historia’nın 36. kitabında Troas’taki Assos’ta katmanlı dokulu, sarkofag denen bir taş bulunduğunu yazar. Anlattığına göre bu taşa konan bedenler, dişler dışında, kırk gün içinde yok oluyordu.

Aynı pasajda Plinius, Mucianus’tan bir aktarım da yapıyor: ölüyle birlikte gömülen aynaların, kazıyıcıların, giysilerin ve ayakkabıların taşa dönüştüğü. Bunlar Plinius’un aktardığı anlatılar, deneysel bir gözlem değil.

Kelimenin kendisi Yunanca et ve yemek sözcüklerinden geliyor. Küre Ansiklopedisi’ndeki Assos maddesi, Roma döneminde üretilen andezit lahitlerin kentin en önemli ticari ürünü olduğunu ve içlerindeki organik maddeleri hızla çürüttükleri için “et yiyen lahitler” diye anıldığını yazıyor. UNESCO dosyası da Assos’un Helenistik ve Roma dönemlerinde lahit üretimiyle bilindiğini ve bu lahitlerin Akdeniz’in dört bir yanına satıldığını belirtiyor.

Taşın neden böyle bir ün kazandığı hâlâ tartışılıyor. Assos kazı başkanı arkeolog Prof. Dr. Nurettin Aslan 2014’te Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada bazı araştırmacıların bunu taştaki alüminyuma bağladığını aktarmış, yerel halkın çürümeyi hızlandırmak için bir madde eklemiş olabileceğini de bir olasılık olarak dile getirmişti. Aslan’a göre Assos lahitleri genelde yaklaşık 2 metre uzunluğunda, 80-90 santim genişliğinde ve üç ton civarında.

Otelde kalırken nelere bakmalı?

Önce binanın kendisine bakın. Taş duvarlar ve dörtgen plan, Koçyiğit’in bölgedeki palamut depoları için tarif ettiği yapı tipine uyuyor. İskeledeki komşu taş binalar da aynı ticaretin parçasıydı ve çoğu bugün turistik işletme olarak kullanılıyor.

İskeleden yukarı, Behramkale köyüne ve antik kente çıkın. UNESCO dosyasına göre antik kent Behramkale köyünün sınırları içinde, Ayvacık’ın yaklaşık 17 kilometre güneyinde, dik bir tepe üzerinde. Küre Ansiklopedisi’ne göre lahitler ve mezar anıtları kentin batı ve doğu kapılarının dışındaki yolların kenarındaki nekropolde bulundu.

Otelin adresi Behramkale Köyü İskelesi, Ayvacık, Çanakkale. Rezervasyon sitelerindeki ilanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı işletme belgesi bulunuyor ve 2026 sonbaharı için oda satışı sürüyor.

Sıkça sorulan sorular

Assos Kervansaray Otel’in binası kaç yılında yapıldı?

Yapım yılını gösteren bir belgeye ulaşamadım. Otelin kendi tarihçesine göre bina 1880’li yıllarda palamut meşesi deposu olarak kullanılıyordu.

Bina ne zaman otel oldu?

Otelin kendi tarihçesine göre 1987’de restore edilerek otele dönüştürüldü. Kervansaray adı da bu restorasyondan sonra verildi.

Palamut ne için kullanılıyordu?

Palamut kadehindeki tanen deri tabaklamada, boyacılıkta ve ilaç yapımında kullanılıyordu. Çanakkale’de halı ve kilim boyamada da kullanıldığı biliniyor.

Assos lahitleri neden “et yiyen” diye anılıyor?

Plinius, Assos’ta çıkan sarkofag adlı taşın içine konan bedeni kırk günde, dişler dışında, yok ettiğini yazar. Sarkofag kelimesi Yunanca et ve yemek sözcüklerinden oluşuyor.

Kaynaklar

  1. Plinius. Naturalis Historia, 36. kitap, 27. bölüm (36.131). İngilizce çeviri: J. Bostock ve H. T. Riley, alıntı ve kaynak bilgisi.
  2. Koçyiğit, O. (2017). Çanakkale’nin geç Osmanlı devri kültür mirası: Ticaret ve üretim yapıları. TÜBA-KED Türkiye Bilimler Akademisi Kültür Envanteri Dergisi, 15, 127-138.
  3. Sarıbey Haykıran, A. ve Güren, F. Ö. (2023). 19. yüzyılın sonlarında Aydın Sancağı’nda ormancılık ve orman idaresi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 10(2), 103-119.
  4. UNESCO Dünya Mirası Merkezi. Archaeological Site of Assos, Geçici Liste dosyası (2017).
  5. Küre Ansiklopedisi. Assos maddesi.
  6. Hürriyet Daily News / Anadolu Ajansı (2 Temmuz 2014). ‘Meat eater’ tombs in Assos display the taste for flesh.
  7. Assos Kervansaray Otel. Hakkımızda.

Blogdaki diğer otel hikayeleri: Rüstem Paşa Kervansaray Oteli, Edirne gerçekten kervansaray olarak yapılmış bir bina, Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Kuşadası ise Ege kıyısındaki bir başka örnek.

Yayın tarihi: 16 Ekim 2026

Metin: Raziye Kaya

Bir Cevap Yazın